22 Kasım 2011 Salı

beni öldürmeyen şey başkasını gıdıklıyorsa, bu çok garip olabilir.

az önce bir arkadaşım bana "bizim gibi başkaları da var mıdır sence" diye sordu. ben karşılaşmadım ama eğer varsa arkadaş olmak isteriz. hızla sahip olduklarımızı kara deliğe kaptırdığımızdan kelli yenilerini edinmek istiyoruz. etrafımdaki birkaç kişi ve ben -başta ablam olmak üzere- arkadaş edinmeye çok hevesliyiz. fakat kimse bizle arkadaş kalmak konusunda heves sahibi değil ve bu bir problem.korkarım ah muhsin ünlü'ye yaklaşmakta zorluk çeken o köfteci bize de yaklaşmakta güçlük çekiyor olabilir.bir dakika uyuyan güzel gibi ömrü billah yatağımdan kalkmaya niyetim yokken, diğer bir dakika ilk işaretle sokaklara dökülmeye hazırım. o an geldiğinde tek istediğim sokaklara çıkmak değil, bir de "beni gören yollara dökülsün" oluyor. dökülsünler ki hep birlikte eğlenelim.

gönül ister ki her gün hava güzel olsun, güneş açsın, kuşlar neyim ötsün, hayvanlar cıvıl cıvıl oynaşsın, çocuklar koşmasın etrafta mümkünse evden çıkma yasağı getirilsin onlara, yakışıklı abilerimizi bilhassa güneşin altında parlarken görmek isterim, işverenler insafa gelsin öğleden sonra tatil etsinler keyiflenelim diye. gönül bu istiyor işte. gönül ister ki beni şimdiden emekli etsinler, düzenli maaşımı versinler, elimi sıcak sudan soğuk suya sokmasınlar, sokmaya çalışanın ellerini kırsınlar... bu '-lar' dan kastım kim bilmiyorum ama önce onları yakından tanımak, sonra da düzeyli veya düzeysiz bir ilişki yaşamak isterim içlerinden en yakışıklı olanıyla.

bizim gibilere rastlayamadığımdan ben de arkadaşıma "sence onlar da bize çok şaşırıyor mudur?" diye sordum. acaba bütün çekik gözlüler birbirine benzer gelir ya, biz de bu insanlara öyle görünüyor muyuz? çünkü onların hepsi aynı görünüyo bana. çekik gözlüleri birbirinden ayırt edebiliyorum ama bu insanların hiçbirini bir diğerinden ayıramıyorum. birbirinden farksız bu insanlarla dolu birbirinin aynısı ve birbirinden korkunç günler yaşıyorum. gelen gideni aratmıyor, üzerine su sıkılmış bir çare bir serçe gibi şu ana kadar hiç göremediğim ve tanımadığım bir şeyi arıyorum. çekik gözlü olsam bakış açım daralır da daha az mutsuz olur muyum diye düşünüyorum bazen ama çekik gözlü olabilmek için estetik operasyonlara yatıracağım parayla önce burnumu yaptırmam daha doğru olur. bildiğin suratımın ortasında bir foseptik çukuru var. dağlara taşlara anneeeem.

oldum olası sevecen biri olmuşumdur. insanları ne kadar iğrenç birer canlı oldukları konusunda hırpalamam, yargılamam, sorgulamam, sulamam. insan severim, böcek severim, politikacı severim, hepsini bir kazana atıp havuç ve patateslerle birlikte yahni yapıp yemeğeyse bayılırım. bazıları benim aslında biraz yalancı olduğumu ve insan sevmediğimi düşünebilir ama yanılırlar. hayvan sevdiğini söyleyip löp löp köfteleri, tavuk kanatları götürenlerden bir farkım yoktur aslında. insan severim, mümkünse ben insanımı tabakta isterim.

aynı şarkıyı yüzlerce kere dinlemeye bayılırım. sıkılmıyor musun diye soranlara tek cevabım olabilir. sıkılıyor olsam neden dinlemeye devam edeyim? aklım yok mu lan benim? sıkıldığımı fark etsem neden dinlemeye devam edeyim? belki değiştirmeye üşenmiş ve dinlemeye de devam etmiş olabilirim ama bu seni yine ilgilendirmez, demek ki çocuk üşenmiş ve hala dinleyebiliyor. sanane! sanaaa neeee? aynı şarkıyı tekrar tekrar dinleyen ben değilsem, şarkı da benim şarkılarımdan değilse sinirlenme hakkını kendimde buluyorum ama başkalarının bu hakka sahip oldukları yanılsamasına sahip olmalarını anlamıyorum. beni bunaltan şarkıyı ardarda dinleyen o zalimin ölmesi gerektiğine inanıyorum. önceden belirtmiş olduğum gibi insan severim. azıcık ucundan verenini daha da çok severim. bazen görüyorum " e.d bilmem neyin fotoğrafını beğendi" yazıyor yanda bir yerde. tıklayıp baktığımda neyini beğendin lan bunun, hiçbir boka da benzemiyor demek istiyorum. eğer bunu demiyorsam tek sebebi insanları seviyor olmamdır.

canlıları sevmek bir yana, aşık olmak dedin mi orada duracaksın. aşık olmak bizim işimiz usta. sevdiğini serbest bırakacaksın. aman izlendiğini fark etmesin. çaktırmadan sinsice etrafında gez, dolaş. normalen bir insanın ürkmesini gerektirecek her şeyi yapmak ancak aşık olduğunda caizdir.ne zamanki artık senin orada bir yerde olmadığından emin olur, o zaman bas tetiğe. küt indir adamı. geri dönerse senindir, dönmezse ölmüştür. bu bazı toplumlarda manyaklık olarak algılanabilir ama aman napiyim. manyaklık parayla mı bebişim? bozdurur bozdurur harcarım, elim boldur, gönlüm hoştur, götüm de kim kardashian götü gibidir. tabi bu biraz abartılı oldu ama betimlemelerin bile bir yerde durup saygıyla selamladığı bir götüm var. kimi zaman panayıra , kimi zaman bir ovaya benzetilebilir. kah aşure kazanı, kah domdom kurşunu... ama özünde iyidir. içinde kötülük yoktur.

bir yetim için isyan vaktinin daha sonuna gelmiş bulunuyorum. özetle, kendime benzer birini bulamadım, bulsam da benle arkadaş olmak istemezler, isteler de gösterir ama vermem, versem de burunlarından getiririm. henüz 3 yaşında bir kardeşim var seni ondan bile kıskanıyorum çünkü ben sokakta sosyopat, evde psikopat, yatakta yamyamım. işte böyle, yüz verme yetime, gelir koyar götüne. öptüm bye!

2 yorum:

  1. bu "yüz verme yetime döner koyar götüne"den daha iyisini duydum ben: "fakirin karnı doyunca siki kalkarmış". çok anlamlı buldum, ne dersin?

    YanıtlaSil
  2. o. derdi ki köleye gülümsersen gelir götünü açar. öyle bişi mi bu acaba? çünkü ben o kölenin neden öyle bişi yaptığını hiçbi zaman anlayamadım. götünü açmasının neden beni hiddetle rahatsız etmesi gerektiğini de hiç anlayamadığım. göt adamın değil mi açar istediği yerde ben neden oturup dert ediniyim bunu? bilmiyorum; yetim, köle, fakir dava açsa kazanır. sürekli bi yetimin fakirin üzerinden prim yapmaya çalışması var ülkemizde. reklamın yetimi fakiri olmaz!

    YanıtlaSil